Leda, Ledün ve Inde farkı

ile, yakınında, de


8.11.2020

Uzm. Dr. Lütfi Hocaoğlu

Bende var

Mekân zarfıdır. Sükûn üzere mebnidir. Yani sonundaki hareke veya harf cümledeki görevine göre değişikliğe uğramaz. لَدَا şeklinde de yazılır. Bir kelimeye muzaf olarak kullanılır. Zamirlere muzaf olduğu zaman لَدَيْ şeklinde yazılır. “Yanında” anlamındadır. Öncesinde harf-i cer gelmez. İbtidau-l gaye (başlangıç noktası) bildirmez.

 

Ladun

Mekân zarfıdır. Sükûn üzere mebnidir. Yani sonundaki hareke veya harf cümledeki görevine göre değişikliğe uğramaz. Bir kelimeye muzaf olarak kullanılır. “Yanında” anlamına gelir. Öncesinde her zaman مِنْharf-i cerini alır. Bu harf-i cerle beraber ibtidau-l gaye (başlangıç noktası) bildirir.

 

Ne zaman

Mekân zarfıdır. Mu’râbdır yani sonundaki hareke cümledeki görevine göre değişikliğe uğrar. Cümlede hiçbir zaman mübteda, haber, fâil gibi görevler almadığı gibi bunların sıfatı da hâli de olmaz. Bu nedenle hiçbir zaman عِنْدُ şeklinde olmaz. Harf-i cer almadan da gelir مِنْ harf-i ceriyle de gelir. Hakiki zarfiyet yanında mecazi zarfiyet de bildirir. Muzafun ileyhini referans olarak gösterir. Muzafun ileyhini referans noktası yapar ve ona göre olan durumu anlatır. “Etkileşim alanında, -e göre” anlamındadır.

 

LADA, LADUN ve عِنْدَ farkı

 لَدَى üç boyutlu uzayda zarfiyet bildirirken لَدُنْ dört ve beş boyutlu uzay içinde zarfiyet bildirir. لَدَى nın muzafun ileyhinin üç boyutlu uzayda fiziksel olarak yanı belirtilmektedir. لَدُنْ ün muzafun ileyhinin ise dört ve beş boyutlu uzaydaki yanı belirtilmektedir. Her ikisi de hakiki ve mecazi zarfiyet için gelebilir.

Yanında bulunan لَدَى da gerçekten yanında bulunabilme imkânına sahiptir. لَدُنْ de ise bu imkân yoktur. Çünkü kendi boyutunun dışındadır. Bu nedenle her zaman مِنْ harf-i ceriyle gelir. Ancak ledünde bulunamaz, ledüne gidemez, ledünden ona gelebilir.


 

عِنْدَ ise diğer ikisinden farklı olarak referans noktası bildirir. Gerçek bir yanındalık bildirmez. Etki alanını ifade eder. Muzafun ileyhi referans noktası olarak gösterir. Etki edebildiği ya da etkileşimde bulunabildiği her yer onun indidir. Bu yüzden görecelik ve görüş de bildirir. Ona göre, onun görüşüne göre anlamına gelir.


 لَدَى örnekler

Onlar tartışırken sen yanlarında değildin.

Ali İmran 44’te onlar çekiştiklerinde sen yanlarında değildin demektedir. Burada hakiki zarfiyet vardır. Gerçekten fiziksel olarak onların yanında olmadığı ifade edilmektedir.

 

Efendisini kapıda buldular.

Yusuf 25’te ikisi onun seyyidini kapının yanında buldu demektedir. Gerçekten kapının yanında fiziksel olarak rastlamışlardır.

 

Ve asanı yere at. Fakat asanın yılan gibi kıvrandığını görünce, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. [Allah buyurdu ki], “Ey Musa, korkma! Şüphesiz ki, benim gönderdiklerim benim huzurumda korkmazlar.”

Neml 10. ayette Musa korkmuştur. Allah ona yanımda mürseller korkmaz demektedir. Buradaki yanındalık mecazi zarfiyettir. Allah’ın Musa’nın yanında olması somut değil, soyuttur.

 

لَدُنْ örnekler

Ey Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizin sapmasına izin verme ve bize kendi katından merhamet et. Şüphesiz ki, Sen lütufkârsın.

Bu ayette “senin ledünnünden bir rahmet hibe et” diye dua edilmektedir (Ali İmran 8). Burada istenen rahmet üç boyutlu uzaydan değil, üst boyutlardan istenmektedir. Yani gerçekleşme ihtimali olan olaylardan rahmet olan olayın yardımcı olarak gerçekleştirilmesi istenmektedir.

 

Bunun üzerine Zekeriya Rabbine şöyle dua etti: “Rabbim, bana kendi katından hayırlı bir evlat ver. Şüphesiz sen duaları işitensin.”

Bu ayette (Ali İmran 38) Zekeriya Peygamber Allah’ın ledününden temiz bir zürriyet hibe istemektedir. Çünkü üç boyutlu uzayın kuralları içinde çocuğu olmamaktadır. Gerçekleşme ihtimali çok küçük olan kuantum uzayından olan seçeneği istemektedir. Bu nedenle ledün kelimesini kullanmıştır.

 

Şüphesiz Allah, bir zerre bile haksızlık etmez; fakat bir iyilik varsa, onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

Nisa 40. ayette Allah’ın azim bir ecri ledününden vereceği ifade edilmiştir. Bunun sebebi verilecek ecrin üst boyuttaki üç boyutlu uzaylardan ecir olan seçeneğin gerçekleştirilecek olmasıdır.

 

Elif Lam Ra. Bu, ayetleri mükemmelleştirilmiş ve ardından her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan bir Zat tarafından ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitaptır.

Hud Suresi 1. ayette kitabın ayetlerinin hakim ve habir olanın ledününden tafsil edildiği söylenmektedir. Bunun sebebi ayetlerin üç boyutlu uzaydaki kuantum seçenekleri ile tafsil edilmesidir. Ayetlerin tafsili gerçekleşen ve gerçekleşme olasılığı olan olaylarla yapılmıştır.

 

Sonra, kendisine rahmet ettiğimiz ve bizzat huzurumuzda ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.

Kehf 65’te Musa ve yanındaki gencin buldukları bir kuldan bahsedilmektedir. Bu kula ledünümüzden bir ilim öğrettik denmektedir. Bunun sebebi bu ilmin üç boyutlu uzayın sınırlarının dışından olmasıdır. Gerçekleşecek kuantum seçeneklerini görebilme özelliğini bu ilimle kazanmıştır.

 

"Bundan sonra sana herhangi bir şey sorarsam, benimle görüşme. Benden zaten yeterince özür diledin," dedi.

Kehf 76’da Musa konuşmaktadır. Bundan sonra sana bir şey sorarsam benimle arkadaşlık etme demektedir. Arkasından ledünümden bir özre ulaştın demektedir. Muhatabın bilmeyeceği bir özelliktir Musa’nın ledünü. Kuantum seçeneklerinden karşı tarafı mazur göreceği seçenek gerçekleşmiştir. Bu nedenle Musa bu şekilde söylemiştir.

 

de

Dediler ki: "Ey babamız, biz birbirimizle yarışırken Yusuf'u eşyalarımızla baş başa bıraktık ve bir kurt onu yedi. Ama doğruyu söylesek bile bize inanmazdınız."

Yusuf suresi 17. ayette Yusuf’u metalarımızın indinde bırakmıştık demektedir. Burada Yusuf metalarına ulaşabileceği yerdedir, tam olarak yanında değildir.

 

Rabbiniz, yalnızca kendisine ibadet etmenizi ve anne babanıza iyilik etmenizi emretmiştir. Eğer onlardan biri veya her ikisi sizinle birlikte yaşlılık çağına ulaşırsa, onlara saygısız bir söz söylemeyin, onları uzaklaştırmayın, aksine onlarla güzel sözlerle konuşun.

İsra 23. ayette anne babadan biri veya ikisi senin indinde yaşlılığa ulaşmışsa demektedir. Burada anne babanın fiziksel olarak çocuğunun yanında yaşlanmasına gerek yoktur. Çocuğunun etki edebildiği bir yerde olması bu şartı sağlamak için yeterlidir.

 

De ki: "Ben size Allah'ın hazinelerine sahip olduğumu, gaybı bildiğimi veya melek olduğumu söylemiyorum. Ben sadece bana vahyedileni takip ediyorum." De ki: "Körler ve görenler bir midir? Öyleyse düşünmeyecek misiniz?"

En’âm 50. ayette indimde Allah’ın hazineleri var demiyorum demektedir. Burada hazineler fiziksel olarak yanında demek değildir. Etki edebileceği, kullanabileceği hazinelerin olduğunu söylemediğini söylemektedir.

 

Hacılara su sağlamayı ve Mescid-i Haram'ı korumayı, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanan ve Allah yolunda çabalayanlarla aynı şey olarak mı görüyorsunuz? Onlar Allah katında aynı değiller. Ve Allah, zalimleri doğru yola iletmez.


Tevbe 19. ayette hacılara su vermeyi, mescidi-l haramı imar etmeyi Allah’a ve ahir yevme iman eden ve Allah yolunda cihad eden gibi mi kıldınız demektedir. Sonrasında Allah’ın indinde eşit olmadıklarını söylemektedir. Burada Allah’ın indinde demek Allah’a göre demektir.