Tıp Ayetleri Müzakere Kayıt Formu

Bize Ulaşın

Tıp Ayetleri Müzakere Kayıt Formu

Bize Ulaşın

AL KAHF INSTITUTE · ARAŞTIRMA VE BİLGİ

Bir sure.
Birçok soru.
Bilgiyi birlikte aramak.

Al Kahf Enstitüsü web sitesine hoş geldiniz. Enstitümüz, Kehf Suresi hakkında derinlemesine araştırmalar yapan bir araştırma merkezidir.

ARAŞTIRMA · TEFEKKÜR · BİLGİ Cosmic Cliffs · NASA, ESA, CSA, STScI
KEHF SURESİ · DİNLEME VE OKUMA

Dinlemek için bir an. Düşünmek için bir alan.

Kehf Suresi · Şeyh Badr Al Turki

01 / ENSTİTÜ

Amaç, insan ve anlamlı araştırma.

Enstitü Hakkında

Al Kahf Enstitüsü web sitesine hoş geldiniz. Enstitümüz, Kehf Suresi hakkında derinlemesine araştırmalar yapan bir araştırma merkezidir.

Keşfet

Kehf Müzakereleri

Farklı bakış açılarına sahip uzman akademisyenler, araştırmacılar ve yazarların tamamı Kahf Söyleşileri programında sizinle buluşacak.

Keşfet
02 / MÜZAKERELER

Araştırmaya açılan altı yol.

01 / ARAŞTIRMA ALANI

Uzay

Gökler, yaratılış, zaman ve kozmik araştırma soruları.

Keşfet
02 / ARAŞTIRMA ALANI

Sağlık ve Tıp

Şifa, beslenme ve insan sağlığı etrafında müzakereler.

Keşfet
03 / ARAŞTIRMA ALANI

Mağara Arkadaşları

İman, sığınma, uyanış ve zaman üzerine bir kıssa.

Keşfet
04 / ARAŞTIRMA ALANI

İki Bahçe Sahibi

Servet, şükür, insanın kırılganlığı ve sorumluluk.

Keşfet
05 / ARAŞTIRMA ALANI

Musa ve Hızır’ın Yolculuğu

Bilgi, sabır ve görünenin ardındaki anlam üzerine okumalar.

Keşfet
06 / ARAŞTIRMA ALANI

Zülkarneyn ve Yolculukları

Yolculuk, güç, liderlik ve adalet üzerine araştırmalar.

Keşfet
Müzakere programı Kur’an’da Uzay
03 / ARAŞTIRMA KÜTÜPHANESİ

Kaynaklar arasında yeni bağlantılar.

KEHF KÜTÜPHANESİ

Kütüphane

Kehf Kütüphanesi, dünyada Kehf Suresi üzerine yayımlanmış tüm yazılı, sesli ve görsel dosyaları bir araya getirerek dünyanın en zengin kütüphanelerinden birini oluşturma amacıyla çalışmaktadır.

Kütüphaneye gir

Makaleler

Bu bölümde Kehf Suresi hakkında yazılmış akademik makaleleri ve araştırma yazılarını bulabilirsiniz. Yazarlarımız yeni makalelerini de bu bölümde düzenli olarak sizinle paylaşacaktır.

Koleksiyonu aç

Kitaplar ve belgeler

Kehf Suresi hakkındaki yazılı kaynaklar.

Koleksiyonu aç

Kavram Sözlüğü

Kehf Suresi’nin kavramları ve açıklamaları.

Koleksiyonu aç
05 / EĞİTİM

Gelenekten beslenen, geleceğe açılan öğrenme.

Dernekler, vakıflar ve camiler için

Dünyanın en özgün Din Eğitimi Sistemini kuruyoruz

Yüksek Kalite Tamamen farklı bir vizyon

Daha fazla bilgi ve iletişim

Güncel Dersler

Kehf Suresi, insan hayatında karşılaşılabilecek imtihanlar hakkında önemli kıssalar içerir. Bu suredeki olaylar iman, bilgi, zenginlik ve güç gibi alanlardaki sınavları ve bu sınavları başarıyla geçmenin yollarını anlatır.

Bu makalede, Kehf Suresi’ndeki dört büyük kıssayı çağdaş bir bakış açısıyla analiz edecek ve bireysel ve toplumsal hayat için çıkarılması gereken dersleri ayrıntılı biçimde inceleyeceğiz.

Mağara Arkadaşları ve Gençlerin İmanı

Hikâye:

Mağara arkadaşları, yaşadıkları toplumda baskı gören gençlerdi.

Putperest bir toplumda inançlarını korumak için bir mağaraya sığındılar.

Allah onları yıllarca uyuttu ve sonra yeniden uyandırdı.

📌 Günümüz İçin Dersler:

A. İman ve Gençlik

İman, maddi güçten daha değerlidir.

Günümüz gençleri idealleri ve inançları uğruna cesur olmalıdır.

📌 Örnek:

Modern dünyada manevi değerlere bağlı kalmak zor olabilir. Ancak doğru inanç ve ahlaki duruş insanı koruyabilir.

B. Toplumsal Baskıya Karşı Duruş

Bazen toplum, insanı doğru olduğunu bildiği yoldan saptırabilir.

İman ve ahlak her durumda korunmalıdır.

📌 Örnek:

Modern dünyada sosyal medya ve toplumsal baskı insanı yanıltabilir. Asıl ve doğru yolu bulmak önemlidir.

⸻

2. Hz. Musa ve Hızır’ın Yolculuğu (Bilgi Sınavı)

Hikâye:

Hz. Musa, bilgi edinmek için Hızır’la birlikte yolculuğa çıktı.

Hızır’ın bazı davranışlarını anlayamadı ve sabırsızlık gösterdi.

Sonunda her olayın ardında bir hikmet olduğunu anladı.

📌 Günümüz İçin Dersler:

A. Bilginin Sınırsızlığı ve Tevazu

Ne kadar bilgili olursak olalım, bilmediğimiz şeyler vardır.

Alçakgönüllülük öğrenmenin ön koşuludur.

📌 Örnek:

Bilim ve teknolojide ilerliyor olsak da her şeyi bilemeyiz. Ön yargılardan kaçınmalı ve yeni bilgiler öğrenmeye açık olmalıyız.

B. Sabır ve Zamanın Hikmeti

Bazen olayların nedenini hemen anlayamayız.

Hayatta karşılaştığımız zorlukların ardında bir hikmet olabilir.

📌 Örnek:

İşten çıkarılmak veya bir fırsatı kaçırmak kötü görünebilir; ancak uzun vadede daha iyi sonuçlar doğurabilir.

⸻

3. Bağın Sahipleri (Servet ve Şımarıklık Sınavı)

Hikâye:

Bağın iki sahibi vardı; bunlardan biri serveti yüzünden kibirlenmişti.

Zengin adam, servetinin hiçbir zaman yok olmayacağını sanıyordu.

Allah onun bağlarını yok etti ve servetinin hiçbir anlamı kalmadı.

📌 Günümüz İçin Dersler:

A. Servet ve Mal Geçicidir

Dünyevi servet bir sınanma aracıdır.

Servet insanı bozabilir ve Allah’ı unutmasına neden olabilir.

📌 Örnek:

Şirketlerin veya bireylerin büyük servet kazandıktan sonra krizlerde iflas etmesi, bu kıssanın günümüzdeki karşılığıdır.

B. Şükrün Önemi

Servet insanı kibirli hâle getirmemelidir.

Şükretmek ve paylaşmak, servetin faydalı olmasını sağlar.

📌 Örnek:

Bugün servetlerini hayır işlerine harcayan iş insanları, servetin nasıl doğru kullanılması gerektiğine örnektir.

4. Zülkarneyn ve Güç Sınavı

📜 Hikâye:

Zülkarneyn büyük bir hükümdardı ve Allah ona güç ve imkân vermişti.

Mazlum topluluklara yardım etti ve adaleti sağladı.

Ye’cûc ve Me’cûc’un saldırılarını durdurmak için büyük bir set inşa etti.

📌 Günümüz İçin Dersler:

A. Güç ve Yetkinin Doğru Kullanımı

Güce sahip olmak sorumluluk gerektirir.

Liderlik adaletle yapılmalıdır.

📌 Örnek:

Günümüzde güçlü liderler ve yöneticiler adaleti ve hakkaniyeti gözetmelidir.

B. Ye’cûc ve Me’cûc Fitnesi ve Küresel Krizler

Gog ve Magog’un bozgunculuğu, modern dünyadaki kaotik ortamları temsil ediyor olabilir.

Krizleri yönetebilen Zülkarneyn gibi bilinçli liderlere ihtiyaç vardır.

📌 Örnek:

Doğal afetler, savaşlar ve ekonomik krizler karşısında bilinçli ve adil liderlere ihtiyaç vardır.

Eğitim Yaklaşımı

KEHF SURESİ’NİN EĞİTİM AÇISINDAN ANALİZİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

Şule HABERGETİREN

Türkçe Okundu

KEHF SURESİ KISSALARI BAĞLAMINDA HİDAYET

YÜKSEK LİSANS TEZİ

HAZIRLAYAN

ABDULSELAM ÇAĞLAYAN

Türkçe Okundu

İngilizce yakında

Kavram Sözlüğü
06 / KONGRE

Akademik buluşma ve ortak çalışma.

Uluslararası Al Kahf Kongresi

Uluslararası Al Kahf Kongresi hakkında duyurulara, programa ve katılım bilgilerine ulaşın.

AKADEMİK BULUŞMA

Program ve katılım

Program ayrıntıları ve mevcut kongre kayıt formu.

Programı inceleyin
07 / SEÇİLMİŞ OKUMALAR

Kehf suresi hakkında yazılmış bilimsel makaleler

En Çok Okunan Makaleler

ZAMAN & KEHF

ASHAB-I KEHF KISSASI VE İÇERDİĞİ MESAJLAR

Mağara Arkadaşları · Rakîm Kimdir?

Kur’an’daki Semboller

08 / KATILIM VE İLETİŞİM

Müzakeredeki yerinizi seçin.

Dinleyici olarak katılın

Mevcut dinleyici kayıt sayfasıyla müzakereleri takip edin.

Keşfet

Müzakereci olun

Uzmanlığınızı, sorularınızı ve araştırma yaklaşımınızı paylaşın.

Keşfet

Enstitüyü destekleyin

Araştırma, eğitim ve bilgi paylaşımına destek verin.

Keşfet

Kehf Suresi · Özgün okuma metni I

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Hamd, kuluna Kitab’ı indiren ve onda hiçbir eğriliğe yer vermeyen Allah’a mahsustur. Dosdoğru olan bu Kitap, katından gelecek şiddetli bir azapla uyarmak ve salih ameller işleyen müminlere güzel bir ödül verileceğini müjdelemek içindir. Onlar orada ebediyen kalacaklardır. “Allah çocuk edindi” diyenleri de uyarmak içindir.

Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur; atalarının da yoktu. Ağızlarından çıkan bu söz ne büyük bir iftiradır! Onlar yalnızca yalan söylüyorlar.5 Belki de sen, bu söze inanmadıkları için onların ardından üzüntüden kendini tüketeceksin.6 Şüphesiz biz yeryüzündeki her şeyi onun için bir süs yaptık ki hangisinin daha güzel iş yapacağını sınayalım.7 Şüphesiz biz onun üzerindekileri kupkuru bir toprağa çevireceğiz.8 Yoksa Mağara ve Rakîm sahiplerinin mucizelerimizden biri olduğuna mı şaştın?9

10. Hani gençler mağaraya sığınmış ve “Rabbimiz! Bize katından rahmet ver ve işimizde bize doğruyu kolaylaştır.” demişlerdi.11 Mağarada yıllarca onların kulaklarına perde çektik.12 Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesaplayacağını bilmek için onları uyandırdık.13 Biz sana onların kıssasını gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi; biz de onların hidayetini artırdık.14 Ayağa kalkıp, “Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir.

O’ndan başkasına asla ilah diye yalvarmayız; yoksa gerçekten aşırı bir söz söylemiş oluruz.” dediklerinde kalplerini güçlendirdik.15 “Şu bizim halkımız, O’nu bırakıp başka ilahlar edindi. Onlara dair açık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?”

16. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından uzaklaştığınızda mağaraya sığının ki Rabbiniz size rahmetini yaysın ve işinizde size bir kolaylık hazırlasın.

Güneşi doğduğunda mağaralarının sağ tarafına yönelirken, battığında da sol taraflarından geçip giderken görürsün. Onlar mağaranın geniş bir bölümündedir. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Allah kimi hidayete erdirirse doğru yolu bulmuştur; kimi de saptırırsa onun için yol gösteren bir dost bulamazsın.17

Onları uyanık sanırsın; oysa onlar uykudadır. Onları sağa ve sola çeviririz. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmaktadır. Onları görseydin, dönüp kaçar ve dehşete kapılırdın.18 İşte böylece onları uyandırdık ki birbirlerine sorsunlar. İçlerinden biri, “Ne kadar kaldınız?” dedi. “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık.” dediler. “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir.

Şimdi içinizden birini şu paranızla şehre gönderin de hangi yiyeceğin daha temiz olduğuna baksın ve size ondan yiyecek getirsin. Nazik davransın ve sizi hiç kimseye sezdirmesin.”19 “Çünkü sizi ele geçirirlerse taşlayarak öldürürler veya sizi kendi dinlerine döndürürler; o zaman da asla kurtuluşa eremezsiniz.”20

Böylece Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet saatinde hiçbir şüphe bulunmadığını bilmeleri için onları ortaya çıkardık. Aralarında işlerini tartışıyorlardı. “Onların üzerine bir bina yapın; Rableri onları daha iyi bilir” dediler. İşlerinde üstün gelenler ise “Onların üzerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler.٢١

“Üç kişiydiler, dördüncüleri köpekleriydi” diyecekler. “Beş kişiydiler, altıncıları köpekleriydi” diyecekler; gayb hakkında tahminde bulunuyorlar. “Yedi kişiydiler, sekizincileri köpekleriydi” diyecekler. De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir.” Onları pek az kimse bilir. Öyleyse onlar hakkında açıkça bilinenin dışında tartışma ve hiç kimseye onlar hakkında soru sorma.٢٢

23. Hiçbir şey hakkında, “Yarın bunu mutlaka yapacağım.” deme.

Ancak Allah dilerse. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni bundan daha doğru olana yöneltir” de.٢٤

Mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve buna dokuz yıl daha eklediler.٢٥

De ki: “Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. O ne güzel görür, ne güzel işitir! Onların O’ndan başka hiçbir dostu yoktur. O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.”٢٦

27. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O’ndan başka sığınacak bir yer de bulamazsın.

Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının süsünü arzulayarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, nefsinin arzusuna uyan ve işi aşırılık olan kimseye itaat etme. De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım istediklerinde, yüzleri kavuran erimiş maden gibi bir suyla yardım edilir.

Ne kötü içecek ve ne kötü barınaktır! İman edip salih ameller işleyenlere gelince, biz güzel işler yapanların ödülünü zayi etmeyiz. İşte onlar için altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenir, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyer, tahtlar üzerinde yaslanırlar. Ne güzel ödül ve ne güzel konaktır! Onlara iki adamı örnek ver: Biz bunlardan birine, çevresini hurmalıklarla kuşattığımız iki üzüm bağı verdik ve aralarına ekinler yerleştirdik.

İki bağ da ürünlerini eksiksiz verdi; hiçbir şeyi eksik bırakmadı. Aralarından bir ırmak akıttık. Adamın başka ürünleri de vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: “Ben senden malca daha zengin, insan gücü bakımından da daha üstünüm.”

Bahçesine girerken kendine zulmediyordu. “Bunun hiç yok olmayacağını sanıyorum.” dedi.35 “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum.

Rabbime döndürülsem bile bundan daha hayırlı bir dönüş yeri bulacağım.”36 Arkadaşı onunla konuşarak, “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan ve ardından seni bir insan olarak şekillendiren Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” dedi.37 “Fakat benim Rabbim Allah’tır ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.38 Bahçene girdiğinde, ‘Allah ne dilerse o olur; güç ancak Allah’ındır.’ deseydin ya! Beni mal ve evlat bakımından kendinden daha az görüyorsan,39 Rabbim bana senin bahçenden daha hayırlısını verebilir; üzerine gökten yıldırımlar gönderir de kupkuru bir toprağa dönüşebilir.40 Yahut suyu yerin dibine çekilir ve bir daha onu arayıp bulmaya güç yetiremezsin.”41 Derken ürünleri yok edildi.

Adam, bahçesi çardakları üzerine çökmüş hâlde kalırken, oraya harcadıkları için ellerini ovuşturuyor ve “Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!” diyordu.42 Allah’tan başka ona yardım edecek bir topluluğu yoktu; kendisi de yardım bulamadı.43 İşte orada gerçek egemenlik Allah’ındır. O, karşılık verme bakımından da sonuç bakımından da en hayırlıdır.44 Onlara dünya hayatının örneğini ver: O, gökten indirdiğimiz su gibidir.

Yeryüzünün bitkileri onunla gürleşir; sonra rüzgârların savurduğu kuru çerçöpe dönüşür. Allah her şeye güç yetirendir.45

Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Kalıcı salih ameller ise Rabbinin katında sevap bakımından da, ümit bakımından da daha hayırlıdır.46 O gün dağları yürütürüz ve yeryüzünü dümdüz görürsün. Onları bir araya toplarız ve içlerinden hiçbirini geride bırakmayız.47 Hepsi sıra sıra Rabbinin huzuruna çıkarılır. Onlara şöyle denir: “İlk kez yarattığımız gibi bize geldiniz.

Oysa size bir buluşma vakti belirlemeyeceğimizi sanmıştınız.”48 Kitap ortaya konur; suçluların onda yazılı olanlardan korkuya kapıldıklarını görürsün. “Vay halimize!” derler, “Bu nasıl kitaptır! Küçük büyük hiçbir şeyi bırakmadan hepsini saymış.” Yaptıklarını karşılarında bulurlar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.49 Hani meleklere, “Âdem’e secde edin.” demiştik. İblis dışında hepsi secde etmişti. O cinlerdendi ve Rabbinin emrinden çıktı.

Şimdi siz, size düşman oldukları hâlde onu ve soyunu beni bırakıp dostlar mı ediniyorsunuz? Zalimler için ne kötü bir karşılıktır!50 Göklerin, yerin ve kendi yaratılışlarının şahidi kılmadım onları. Saptıranları yardımcı edinecek de değildim.51 O gün Allah, “Ortaklarım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın.” der. Onları çağırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler. Aralarına bir engel koyarız.52 Suçlular ateşi görür ve ona düşeceklerini anlarlar; ondan kaçacak bir yer bulamazlar.53

Biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü örneği türlü biçimlerde açıkladık. İnsan ise her şeyden çok tartışmaya düşkündür. İnsanlara hidayet geldiğinde iman etmelerine ve Rablerinden bağışlanma dilemelerine engel olan tek şey, öncekilerin başına gelenlerin ya da azabın karşılarına çıkmasını beklemeleridir. Biz peygamberleri yalnızca müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. Kâfirler ise hakkı onunla çürütmek için batıl yollarla mücadele eder; ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri alaya alırlar.

Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldığı hâlde onlardan yüz çeviren ve ellerinin önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Biz, onu anlamamaları için kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık asla doğru yolu bulamazlar. Rabbin çok bağışlayıcı ve merhamet sahibidir. Onları kazandıkları yüzünden hemen cezalandırsaydı, azaplarını çabuklaştırırdı.

Fakat onlar için, kendisinden kaçıp sığınacak bir yer bulamayacakları belirlenmiş bir vakit vardır. İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz şehirler! Onların helaki için de bir süre belirlemiştik. Musa, genç yardımcısına şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar durmayacağım; gerekirse uzun yıllar yürürüm.” İkisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular; balık da denize doğru yolunu bulup gitti.

62. İkisi orayı geçince Musa yardımcısına, “Azığımızı getir; bu yolculuğumuzda gerçekten çok yorulduk.” dedi.63 Yardımcısı, “Kayalığın yanında konakladığımızı hatırlıyor musun? Balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana yalnızca şeytan unutturdu. O da şaşılacak biçimde denize doğru yolunu bulup gitti.” dedi.64 Musa, “Aradığımız da buydu.” dedi.

Bunun üzerine izlerini takip ederek geri döndüler.65 Orada katımızdan kendisine rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.66 Musa ona, “Sana öğretilen bilgiden bana da doğru yolu öğretmen için peşinden gelebilir miyim?” dedi.67 O, “Benimle birlikte sabretmeye asla güç yetiremezsin.” dedi.68 “Bilgin olmayan bir şeye nasıl sabredebilirsin?”69 Musa, “İnşallah beni sabırlı bulacaksın; sana hiçbir konuda karşı gelmeyeceğim.” dedi.70 O, “Eğer bana uyacaksan, ben sana açıklayıncaya kadar hiçbir şey hakkında soru sorma.” dedi.71 Böylece yola koyuldular.

Nihayet gemiye bindiklerinde gemiyi deldi. Musa, “İçindekileri boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten korkunç bir iş yaptın.” dedi.72 O, “Benimle birlikte sabretmeyeceğini sana söylemedim mi?” dedi.73 Musa, “Unuttuğum için beni kınama ve bu işimde bana zorluk çıkarma.” dedi.74 Yine yola koyuldular. Nihayet bir çocukla karşılaştıklarında onu öldürdü. Musa, “Bir can karşılığı olmaksızın suçsuz bir canı mı öldürdün? Gerçekten korkunç bir iş yaptın.” dedi.

Dedi ki: “Sana, benimle birlikte sabretmeye güç yetiremeyeceğini söylememiş miydim?” Dedi ki: “Bundan sonra sana bir şey sorarsam artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana mazeret hakkını doldurdun.” Böylece yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına vardılar ve onlardan yiyecek istediler. Fakat onlar bu ikisini misafir etmekten kaçındılar. Orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular; o da duvarı doğrulttu. Musa, “İsteseydin bunun karşılığında bir ücret alırdın” dedi.

Dedi ki: “İşte bu, seninle benim ayrılığımızdır. Şimdi sabredemediğin şeylerin yorumunu sana bildireceğim. Gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu hâle getirmek istedim; çünkü arkalarında her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı. Çocuğa gelince, anne babası mümin kimselerdi. Onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk. Böylece Rablerinin onun yerine daha temiz ve merhamete daha yakın birini vermesini istedik. Duvara gelince, şehirde yaşayan iki yetim çocuğa aitti.

Altında onlara ait bir hazine vardı. Babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin, onların erginlik çağına ulaşmalarını ve hazinelerini çıkarmalarını istedi. Bu, Rabbinden bir rahmettir. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte sabretmeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu budur.” Sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size onunla ilgili bir hatıra anlatacağım.”

Biz onu yeryüzünde güçlü bir konuma getirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik. O da bir yol tuttu. Güneşin battığı yere ulaşınca, onu bulanık bir su kaynağında batıyor buldu ve orada bir topluluğa rastladı. “Ey Zülkarneyn!” dedik, “İstersen onları cezalandırırsın, istersen onlara güzel davranırsın.” Dedi ki: “Kim zulmederse onu cezalandıracağız; sonra Rabbine döndürülecek ve O da onu görülmemiş bir azapla cezalandıracaktır. Kim iman eder ve iyi işler yaparsa, onun için en güzel karşılık vardır.

Ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleyeceğiz.” Sonra yine bir yol tuttu. Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendilerine güneşe karşı hiçbir örtü vermediğimiz bir topluluğun üzerine doğarken buldu. İşte böyle! Biz onun yanında bulunan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık. Sonra yine bir yol tuttu. İki set arasına ulaşınca, onların önünde neredeyse hiçbir söz anlamayan bir topluluk buldu. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cûc ve Me’cûc yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor.

Bizimle onların arasına bir set yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?” Dedi ki: “Rabbimin beni içinde güçlü kıldığı imkân daha hayırlıdır. Siz bana güç vererek yardım edin; sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım.” “Bana demir kütleleri getirin.” Nihayet iki yamacın arasını doldurunca, “Körükleyin” dedi. Demiri ateş hâline getirince, “Bana erimiş bakır getirin, üzerine dökeyim” dedi. Artık onu aşmaya da delmeye de güç yetiremediler.

98. “Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi geldiğinde onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir.”99 O gün onları birbirlerine dalgalanır hâlde bırakırız.

Sûra üflenir ve onları hep birlikte toplarız.100 O gün cehennemi inkârcılara açıkça sunarız.101 Onlar, gözleri beni anmaya karşı perdeli ve işitmeye güç yetiremeyen kimselerdir.102 İnkâr edenler, beni bırakıp kullarımı dostlar edinebileceklerini mi sandılar? Biz cehennemi inkârcılara konaklama yeri olarak hazırladık.103 De ki: “Ameller bakımından en çok kayba uğrayanları size bildireyim mi?”104 Onlar, dünya hayatındaki çabaları boşa gittiği hâlde güzel işler yaptıklarını sananlardır.105 Onlar Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir.

Bu yüzden amelleri boşa gitmiştir.

Kıyamet günü onlara hiçbir değer vermeyeceğiz.106 İşte onların cezası, inkâr etmeleri ve ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya almaları sebebiyle cehennemdir.107 İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Firdevs cennetleri onlar için bir konaklama yeri olacaktır.108 Orada ebedî kalacaklar ve oradan ayrılmak istemeyeceklerdir.109 De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsaydı, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz tükenirdi; bir o kadarını daha getirsek bile.”110 De ki: “Ben de sizin gibi bir insanım.

Bana, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Rabbine kavuşmayı uman kimse salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın.”

Kehf Suresi · Özgün okuma metni II

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1. Kuluna Kitab’ı indiren ve onda hiçbir eğriliğe yer vermeyen Allah’a hamdolsun.

2. Kendinden gelecek şiddetli bir azapla uyarmak ve salih ameller işleyen müminlere güzel bir ödül verileceğini müjdelemek için.

3. Orada ebediyen kalacaklardır.

4. “Allah bir çocuk edindi” diyenleri uyarmak için.

5. Bu konuda onların da atalarının da hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne kadar büyük bir iftiradır! Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

6. Eğer bu söze inanmazlarsa, onların peşinden üzülerek neredeyse kendini tüketeceksin.

7. Yeryüzünde bulunanları onun için bir süs yaptık ki, hangisinin davranışça daha güzel olduğunu sınayalım.

8. Yeryüzündeki her şeyi kupkuru bir toprak hâline getireceğiz.

9. Mağara ve Rakîm sahiplerinin, mucizelerimizden biri olduğunu mu sanıyorsun?

10. Gençler mağaraya sığındıklarında şöyle dediler: “Rabbimiz! Bize katından rahmet ver ve işimizi doğru yola ulaştır.”

11. Sonra mağarada onların kulaklarını yıllarca mühürledik.

12. Sonra onları uyandırdık ki, iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesaplayacağını bilelim.

13. Onların kıssasını sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi; biz de hidayetlerini artırmıştık.

14. Ayağa kalkıp, “Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilah diye yalvarmayız; yoksa gerçekten aşırı bir söz söylemiş oluruz.” dediklerinde kalplerini güçlendirdik.

15. “Şu bizim halkımız, O’nu bırakıp başka ilahlar edindi. Onlara dair açık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?”

16. “Mademki onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından uzaklaştınız, o hâlde mağaraya sığının. Rabbiniz size rahmetini yayacak ve işinizi kolaylaştıracaktır.”

17. Güneş doğduğunda mağaralarının sağ tarafına yöneldiğini, battığında ise onlardan uzaklaşıp sol tarafa geçtiğini görürdün; onlar mağaranın genişçe bir bölümünde bulunuyorlardı. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse, işte o doğru yolu bulmuştur; kimi de saptırırsa onun için yol gösterecek bir dost bulamazsın.

18. Onları uyanık sanırdın; oysa uyuyorlardı. Onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmıştı. Onları görseydin dönüp kaçardın ve gördüklerinden dolayı dehşete kapılırdın.

19. Böylece birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri, “Ne kadar kaldınız?” diye sordu. “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık” dediler. “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi içinizden birini şu paranızla şehre gönderin de hangi yiyeceğin daha temiz olduğunu araştırsın ve size ondan bir rızık getirsin. Nazik davransın ve sizi hiç kimseye sezdirmesin.”

20. “Eğer sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler ya da sizi kendi dinlerine döndürürler; o zaman asla kurtuluşa eremezsiniz.”

21. Böylece onları ortaya çıkardık ki Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet hakkında şüphe bulunmadığını bilsinler. Onlar kendi aralarında durumlarını tartışırken, “Üzerlerine bir bina yapın.” dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Görüşleri üstün gelenler ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız.” dediler.

22. “Üç kişiydiler, dördüncüleri köpekleriydi” diyecekler. “Beş kişiydiler, altıncıları köpekleriydi” diyecekler. Bunlar gayb hakkında tahminde bulunuyorlar. “Yedi kişiydiler, sekizincileri köpekleriydi” diyecekler. De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir.” Onları pek az kimse bilir. Öyleyse onlar hakkında açıkça bilinenin dışında tartışma ve hiç kimseye onlar hakkında soru sorma.

23. Hiçbir şey hakkında, “Bunu yarın mutlaka yapacağım” deme.

24. “Allah dilerse” demeden hiçbir şey için, “Bunu yarın mutlaka yapacağım.” deme. Unuttuğunda Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni bundan daha doğru olana yöneltir.” de.

25. Mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve buna dokuz yıl daha eklediler.

26. De ki: “Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.” Göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. O’nun sayesinde görür ve işitirsin. Onların O’ndan başka dostu yoktur ve O hükümranlığına hiç kimseyi ortak etmez.

27. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O’ndan başka sığınacak bir yer de bulamazsın.

28. Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının süsünü arzulayarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, nefsinin arzusuna uyan ve işi aşırılık olan kimseye itaat etme.

29. De ki: “Gerçek Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimler için, duvarları kendilerini kuşatacak bir ateş hazırladık. Yardım istediklerinde yüzleri kavuran, erimiş maden gibi bir suyla yardım edilir. Ne kötü içecek ve ne kötü varış yeridir!

30. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, biz güzel işler yapanların ödülünü zayi etmeyiz.

31. İşte onlar için altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada rahat koltuklara yaslanırlar; altın bilezikler takar, ipekten ve atlas kumaştan yeşil elbiseler giyerler. Ne güzel karşılık ve ne güzel dinlenme yeridir!

32. Onlara iki adamı örnek ver: Birine iki üzüm bağı verdik; etraflarını hurma ağaçlarıyla çevirdik ve aralarına ekinler yerleştirdik.

33. Her iki bahçe de ürünlerini eksiksiz verdi ve hiçbir ürün kaybına uğramadı. Biz de aralarından bir nehir akıttık.

34. Böylece bol ürün veren bir bahçesi oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: “Ben senden malca daha zengin, insan gücü bakımından da daha üstünüm.”

35. Bahçesine girerken kendine zulmediyordu. “Bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum” dedi.

36. “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile bundan daha hayırlı bir dönüş yeri bulacağım.”

37. Arkadaşı onunla konuşarak şöyle dedi: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan ve ardından seni bir insan olarak şekillendiren Allah’ı inkâr mı ediyorsun?”

38. Fakat benim Rabbim Allah’tır ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.

39. Bahçene girdiğinde, “Bu Allah’ın dilemesidir; güç ve kuvvet yalnız Allah’ındır” demen gerekmez miydi? Her ne kadar beni mal ve çocuk bakımından kendinden daha düşük görsen de.

40. Belki Rabbim bana senin bahçenden daha hayırlısını verir ve üzerine gökten yıldırımlar gönderir de kupkuru bir toprağa dönüşür.

41. Ya da onun suyu yerin dibine çekilir de bir daha onu çıkarmaya gücün yetmez.”

42. Ürünleri yok edildi. Bağı çardakları üzerine çökmüş hâlde kalırken oraya harcadıkları için ellerini ovuşturuyor ve “Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!” diyordu.

43. Allah’tan başka ona yardım edecek bir topluluğu yoktu; kendisi de yardım göremedi.

44. Çünkü gerçek hükümranlık Allah’a aittir. O, ödüllendirme bakımından da sonuçlandırma bakımından da en hayırlıdır.

45. Onlara dünya hayatının örneğini ver: O, gökten indirdiğimiz su gibidir. Yeryüzünün bitkileri onu emer; sonra rüzgârların savurduğu kuru çerçöpe dönüşür. Allah her şeye mutlak anlamda güç yetirir.

46. Servet ve çocuklar dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan salih ameller ise Rabbinin katında sevap bakımından da ümit bakımından da daha hayırlıdır.

47. O gün dağları yürütürüz; yeryüzünü dümdüz görürsün. Onları bir araya toplar ve içlerinden hiçbirini geride bırakmayız.

48. Rabbinin huzuruna sıra sıra çıkarılacaklar. “İlk defa yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa size bir buluşma vakti belirlemeyeceğimizi sanıyordunuz.”

49. Kitap ortaya konur; suçluların onda yazılı olanlardan korkuya kapıldıklarını görürsün. “Vay halimize!” derler, “Bu nasıl kitaptır! Küçük büyük hiçbir şeyi bırakmadan hepsini saymış.” Yaptıklarını karşılarında bulurlar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

50. Meleklere, “Âdem’e secde edin.” demiştik. İblis dışında hepsi secde etti. O cinlerdendi ve Rabbinin emrine karşı geldi. Size düşman oldukları hâlde onu ve soyunu beni bırakıp dostlar mı ediniyorsunuz? Zalimler için ne kötü bir seçimdir!

51. Göklerin ve yerin yaratılışına, hatta kendi yaratılışlarına bile onları şahit tutmadım. Saptıranları yardımcı edinmiş değilim.

52. O gün Allah, “Ortaklarım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın.” diyecek. Onları çağıracaklar, fakat onlar kendilerine cevap vermeyecek. Aralarına bir engel koyacağız.

53. Suçlular ateşi görecek ve ona düşeceklerini anlayacaklar; ondan kurtulacak bir yer bulamayacaklar.

54. Gerçekten biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü örneği açıkladık. Fakat insan, tartışmaya pek düşkündür.

55. Kendilerine hidayet geldiğinde insanların iman etmelerine ve Rablerinden bağışlanma dilemelerine engel olan nedir? Yoksa öncekilerin başına gelenlerin ya da azabın karşılarına çıkmasını mı bekliyorlar?

56. Biz peygamberleri yalnızca müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler, gerçeği onunla çürütmek için asılsız delillerle tartışırlar. Ayetlerimi ve uyarılarımı alaya alırlar.

57. Rabbinden gelen ayetler kendisine hatırlatıldığı hâlde onlardan yüz çeviren ve ellerinin yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim vardır? Anlamamaları için kalplerinin üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Onları doğru yola çağırsan da asla doğru yolu bulamazlar.

58. Rabbin çok bağışlayıcı ve merhamet sahibidir. Onları kazandıkları yüzünden hemen cezalandırsaydı, azaplarını çabuklaştırırdı. Fakat onlar için, kendisinden kaçıp sığınacak bir yer bulamayacakları belirlenmiş bir vakit vardır.

59. İşte bu şehirleri, zulmettikleri zaman helak ettik ve helakleri için belirli bir süre tayin ettik.

60. Musa yardımcısına, “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar durmayacağım; yıllar geçse bile yoluma devam edeceğim.” demişti.

61. İki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. Balık da denize doğru yolunu bulup kayıp gitti.

62. Daha ileri gittiklerinde Musa yardımcısına, “Öğle yemeğimizi getir; bu yolculuğumuzda çok yorulduk.” dedi.

63. “Kayalığın yanında dinlendiğimiz zamanı hatırlıyor musun?” dedi. “Balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana yalnızca şeytan unutturdu. O da şaşılacak şekilde denize doğru yolunu bulup gitti.”

64. Dedi ki: “Aradığımız da buydu.” Böylece izlerini takip ederek geri döndüler.

65. Derken kullarımızdan birini buldular. Biz ona katımızdan rahmet vermiş ve tarafımızdan ilim öğretmiştik.

66. Musa ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana da doğru yolu öğretmen için peşinden gelebilir miyim?” dedi.

67. Dedi ki: “Benimle birlikte sabretmeye asla güç yetiremezsin.”

68. “Bilgin olmayan bir şeye nasıl sabredebilirsin?”

69. Dedi ki: “İnşallah beni sabırlı bulacaksın; senin hiçbir emrine karşı gelmeyeceğim.”

70. Dedi ki: “Ben sana kendim söz açıncaya kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma; eğer bana uyacaksan.”

71. Böylece yola koyuldular. Nihayet gemiye bindiklerinde gemiyi deldi. Musa, “İçindekileri boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten korkunç bir iş yaptın.” dedi.

72. Dedi ki: “Sana, benimle birlikte sabretmeye güç yetiremeyeceğini söylememiş miydim?”

73. Dedi ki: “Unuttuğum için beni kınama ve işimde bana zorluk çıkarma.”

74. Sonra yola koyuldular. Nihayet bir çocukla karşılaştıklarında onu öldürdü. Musa, “Hiç kimseyi öldürmemiş suçsuz bir canı mı öldürdün? Gerçekten korkunç bir iş yaptın.” dedi.

75. “Benimle birlikte sabretmeyeceğini sana söylemedim mi?” dedi.

76. “Bundan sonra sana bir şey sorarsam artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana mazeretimi kabul etmiş olursun.” dedi.

77. Böylece yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına vardıklarında onlardan yiyecek istediler; fakat onlar misafir ağırlamayı reddettiler. Orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular ve o duvarı onardı. “Dileseydin bunun karşılığında bir ücret alabilirdin.” dedi.

78. “İşte bu, seninle benim ayrılışımızdır. Sana sabredemediğin şeylerin yorumunu bildireceğim.”

79. Gemi, denizde çalışan yoksullara aitti. Onu kusurlu hâle getirmek istedim; çünkü önlerinde, bütün gemilere zorla el koyan bir kral vardı.

80. Çocuğa gelince, anne babası mümin kimselerdi. Onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk.

81. Böylece Rablerinin onun yerine daha temiz ve merhamete daha yakın birini vermesini istedik.

82. Duvara gelince, şehirde yaşayan iki yetim çocuğa aitti. Altında onlara ait bir hazine vardı. Babaları iyi bir kimseydi. Rabbin, onların erginlik çağına ulaşmalarını ve ardından hazinelerini çıkarmalarını istedi. Bu, Rabbinden bir rahmettir. Ben bunu kendiliğimden yapmadım. İşte sabretmeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu budur.”

83. Sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size onunla ilgili bir bilgi aktaracağım.”

84. Onu yeryüzünde güçlü bir konuma getirdik ve ona her türlü imkânı verdik.

85. Böylece belirli bir yol izledi.

86. Güneşin battığı yere ulaşınca, onu bulanık bir su kaynağında batıyor buldu ve orada bir topluluğa rastladı. “Ey Zülkarneyn!” dedik, “İstersen onları cezalandırırsın, istersen onlara güzel davranırsın.”

87. “Haksızlık edene gelince, onu cezalandıracağız; sonra Rabbine döndürülecek ve O da onu görülmemiş bir azapla cezalandıracaktır.” dedi.

88. “İman edip salih amel işleyene gelince, onun için en güzel karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleyeceğiz.”

89. Sonra yine bir yol tuttu.

90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendilerine güneşe karşı hiçbir örtü vermediğimiz bir topluluğun üzerine doğarken buldu.

91. İşte böyle oldu. Onun yanında bulunan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.

92. Sonra yine bir yol izledi.

93. Nihayet iki set arasındaki yere ulaştığında, onların yanında söylenen sözü neredeyse hiç anlamayan bir halk buldu.

94. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cûc ve Me’cûc yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor. Bizimle onların arasına bir duvar yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”

95. Dedi ki: “Rabbimin beni içinde güçlü kıldığı imkân daha hayırlıdır. Ancak siz bana güç vererek yardım edin; sizinle onların arasına bir set yapayım.”

96. “Bana demir kütleleri getirin.” Nihayet iki yamacın arasını doldurunca, “Üfleyin.” dedi. Demiri ateş hâline getirince de, “Bana erimiş bakır getirin, üzerine dökeyim.” dedi.

97. Böylece onu aşmaya güç yetiremediler ve onu delip geçemediler.

98. Dedi ki: “Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi geldiğinde onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi mutlaka gerçekleşir.”

99. O gün onları birbirlerine dalgalanır hâlde bırakacağız. Sûra üflenecek ve onları hep birlikte toplayacağız.

100. O gün inkârcıları cehenneme açıkça sunacağız.

101. Gözleri mesajıma karşı perdeli, kulakları da onu işitmeye dayanamayan kimseler.

102. İnkâr edenler, beni bırakıp kullarımı kendilerine dost ve ilah edinebileceklerini mi sanıyorlar? Biz cehennemi inkârcılara konaklama yeri olarak hazırladık.

103. De ki: “Amelleri bakımından en çok zarar edenleri size haber verelim mi?”

104. “Dünya hayatındaki çabaları boşa gittiği hâlde güzel işler yaptıklarını sananlardır.”

105. Onlar Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu yüzden amelleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü onlara hiçbir değer vermeyeceğiz.

106. İşte inkâr etmeleri ve ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya almaları sebebiyle karşılıkları cehennemdir.

107. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Firdevs cennetleri onlar için bir konaklama yeri olacaktır.

108. Orada sonsuza kadar kalacaklar ve oradan ayrılmayı istemeyeceklerdir.

109. De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsaydı, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz tükenirdi; bir o kadarını daha getirsek bile.”

110. De ki: “Ben de sizin gibi bir insanım. Bana, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Rabbine kavuşmayı uman kimse salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın.”

ZAMAN & KEHF

ZAMAN & KEHF

Kehf Suresi’nde adı geçen Mağara Arkadaşları, zaman sıçramasının ve zaman yolculuğunun en büyük kanıtlarından biridir. Çünkü onlar mağarada “Bir gün kaldık” diye düşünürken, dünya zamanına göre aslında 309 yıl uyumuşlardı. Bu, zaman yolculuğunun mümkün olduğunun en açık kanıtıdır. Ayette geçen “mağara” kelimesi de çok önemli bir terimdir. Çünkü günümüzde bilim, zaman yolculuğunun solucan deliği olarak tanımlanan tüneller aracılığıyla yapılabileceğini belirtmektedir.

Mağara kelimesi de sembolik olarak tünel anlamını çağrıştırır.

ASHAB-I KEHF KISSASI VE İÇERDİĞİ MESAJLAR

ASHAB-I KEHF KISSASI VE İÇERDİĞİ MESAJLAR

Doç. Dr. Hüseyin ÇELİK

Kur’an kıssalarının en önemli özelliklerinden biri, eğitici olmalarıdır. Mağara Arkadaşları kıssası birçok mesaj içerir. Bu kıssa, hem Hz. Muhammed hem de Müslümanlar için bir teselli kaynağıdır. Allah, kendisine iman eden herkesi korumuş ve ona yardım etmiştir.

Allah kendisine iman edenleri farklı şekillerde koruyabilir. Hz. Musa’yı ve müminleri deniz yoluyla korudu. Hz. Muhammed’i ve müminleri rüzgârla korudu. Mağara arkadaşlarını da mağarayla korudu.

Bu kıssa Allah’ın birliğine, Allah’ın yardımının gerçek olduğuna, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna, zulme ve zalime karşı mücadele etmenin gerekliliğine ve insanın helal rızık arzusuna delildir. İnsan bildiği hakkında konuşmalı, bilmediği hakkında ise susmalıdır.

Mağara Arkadaşları · Rakîm Kimdir?

01 Mağara Arkadaşları

Tam 33 farklı şehir olduğunu söylüyor… Bunlardan dördü Türkiye sınırları içinde: Efes, Afşin, Lice ve Tarsus. Yirmi dokuzu dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda. Yalnızca Ürdün’de Ashab-ı Kehf’e ait olduğu ileri sürülen 5 yer var. Gördüğünüz gibi Afşin ve Tarsus bölgemizde bulunuyor.

Lice de çok uzakta değil… Diyarbakır da öyle… Ashab-ı Kehf veya kısaca “Mağara Arkadaşları” ya da “Mağara Sahipleri” olarak adlandırabileceğimiz kutsal olayın gerçekleştiği yeri dünyanın birçok yerinin sahiplenmesi doğaldır. Çünkü hem İncil hem de Kur’an, kısaca “Mağara Arkadaşları” veya “Mağara Sahipleri” diyebileceğimiz Ashab-ı Kehf kıssasına yer verir. Nitekim kutsal kitabımızda Kehf (Mağara) adlı bir sure vardır.

Kıssanın genel anlatımı bu surede doğrulansa da ayrıntılarda bazı farklılıklar bulunmaktadır.

02 Rakîm Kimdir?

“Rakîm” kelimesi “yazmak” anlamındaki “rkm” kökünden gelir. Nitekim Kur’an’da “Kitâbun merkûm [yazılmış kitap]” (Mutaffifîn/9, 20) şeklinde geçer. “Rakîm” ayrıca “yazılmış, numaralanmış” anlamlarına da gelir. Burada kastedilenin “levha; yazıt, kitabe” olduğu söylenmiştir. Bazıları Rakîm’in üzerinde mağara bulunan dağın adı olduğunu, bazıları Mağara arkadaşlarının yaşadığı şehrin adı olduğunu, bazıları ise Mağara arkadaşlarının isimlerinin yazılı olduğu kurşun levha olduğunu söylemiştir.

Kelimenin en uygun anlamı “Yazıt; kitabe, yazı, yazılı levha”dır.

Kur’an’daki Semboller

Kur’an’daki Semboller

Prof. Dr. Hasan Ocak

Kur’an, insanlığın hidayeti ve mutluluğu için Allah tarafından Cebrail aracılığıyla Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilen son ilahi kitaptır. Bu nedenle kıyamet gününe kadar her yaştan insana hitap eden ve yol gösteren ilkelere sahiptir. Kur’an’ın getirdiği ilkeler evrenseldir. Bu yüzden evrensel mesaj, kişisel önyargılardan arındırılarak nesnel biçimde yorumlanmalıdır. Kur’an’ı doğru yorumlayabilmek için önce doğru anlaşılması gerekir.[1]

Kur’an’ı doğru anlamada, onun kendi mantığını kavramak ve kendi ilkelerine dayanmak kadar önemli başka hiçbir şey yoktur. Her şey kendi kuralları üzerinde durduğu gibi, Kur’an’ın doğru yorumu da ancak bu ilme özgü ilkeler üzerinde temellendirilebilir.[2]

Oku

ASHAB-I KEHF KISSASI VE İÇERDİĞİ MESAJLAR

Tıp Ayetleri Müzakere Kayıt Formu

Mevcut kayıt sayfasını aşağıda kullanabilirsiniz.

Kayıt sayfasını aç

Dernekler, vakıflar ve camiler için

Dünyanın en özgün Din Eğitimi Sistemini kuruyoruz

Yüksek Kalite Tamamen farklı bir vizyon

Daha fazla bilgi ve iletişim

Enstitü Hakkında

Al Kahf Enstitüsü web sitesine hoş geldiniz. Enstitümüz, Kehf Suresi hakkında derinlemesine araştırmalar yapan bir araştırma merkezidir.

Daha fazla bilgi

Kehf Tartışması

Farklı bakış açılarına sahip uzman akademisyenler, araştırmacılar ve yazarların tamamı Kahf Söyleşileri programında sizinle buluşacak.

Daha fazla bilgi

Makaleler

Bu bölümde Kehf Suresi hakkında yazılmış akademik makaleleri ve araştırma yazılarını bulabilirsiniz. Yazarlarımız yeni makalelerini de bu bölümde düzenli olarak sizinle paylaşacaktır.

Daha fazla bilgi

Kütüphane

Kehf Kütüphanesi, dünyada Kehf Suresi üzerine yayımlanmış tüm yazılı, sesli ve görsel dosyaları bir araya getirerek dünyanın en zengin kütüphanelerinden birini oluşturma amacıyla çalışmaktadır.

Daha fazla bilgi

Dernekler, vakıflar ve camiler için

Dünyanın en özgün Din Eğitimi Sistemini kuruyoruz

Yüksek Kalite Tamamen farklı bir vizyon

Daha fazla bilgi ve iletişim

Enstitü Hakkında

Al Kahf Enstitüsü web sitesine hoş geldiniz. Enstitümüz, Kehf Suresi hakkında derinlemesine araştırmalar yapan bir araştırma merkezidir.

Daha fazla bilgi

Kehf Tartışması

Farklı bakış açılarına sahip uzman akademisyenler, araştırmacılar ve yazarların tamamı Kahf Söyleşileri programında sizinle buluşacak.

Daha fazla bilgi

Makaleler

Bu bölümde Kehf Suresi hakkında yazılmış akademik makaleleri ve araştırma yazılarını bulabilirsiniz. Yazarlarımız yeni makalelerini de bu bölümde düzenli olarak sizinle paylaşacaktır.

Daha fazla bilgi

Kütüphane

Kehf Kütüphanesi, dünyada Kehf Suresi üzerine yayımlanmış tüm yazılı, sesli ve görsel dosyaları bir araya getirerek dünyanın en zengin kütüphanelerinden birini oluşturma amacıyla çalışmaktadır.

Daha fazla bilgi